8 Ocak 2014 Çarşamba

Benim Hüzünlü Orospularım

                                       


Doksan yaşına gelmiş bir adam doğum gününü farklı bir şekilde kutlamak ister: Bir bakireyle ilişki kurmak.

İğrenç ama yaşına göre yirmi yıl genç görünen vücudunu bir nebze olsun iyi tutmaya yarayacaktır bu ilişki.

Pezevenk yerine Rosa Cabarcas denilen bir kadın ona 14 yaşında henüz yeni hatları ortaya çıkmış bir kız ayarlar.

Doksanlık ihtiyar kızın yanına gittiğinde kızı anadan doğma bulur yatakta. Göğüsleri yeni yeni çıkmış, bir erkek çocuğundan farksız vücuda sahiptir kız.

Ve adam hayatının travmasını yaşayacaktır onunla art arda geçirdiği gecelerde.

Kız bakire kalmaya devam edecektir. İşte bu sır kitapta gizli.


7 Ocak 2014 Salı

SİGARA KOKUSU



Sigara kokuyor montum. Bu iğrenç. Sigarayı bütün vücudum içmiş gibi. Neden diğer insanlar sigara içtiklerinde bu kadar kötü kokmuyorlar.

Nereden ilginç bir koku alsam hemen burnuma yapışıyor.

Sonra gazetedeki güzel ve bikinili kızın resmine bakıyorum ve onun ten kokusunu alıyorum. Bir adam bağırıyor fotoğrafta, ağız kokusu iliklerime kadar işliyor. Bunun bir açıklaması yok, biliyorum. Bu bir özel güçse, onu da itiraf ettim size.

Nereden buraya geldim şimdi? Sigaralardan bahsediyordum. Sigara kokan montumdan. Gerçekten çekilir dert değil bu. Sigara içenler nasıl katlanıyorlar bu kokuya? O değilde, ben; ayda yılda bir içiyorum. (Onda da otlanıyorum :) ) Onlardan daha kötü sigara kokuyorum. Of, bu montu nasıl giyincem ben şimdi? Bu kokuyla.

Üzerine biraz parfüm, deodorant sıksam ve kolonyalı mendille silsem gider mi o pis koku?

Evet, gitti.

Ama şimdi de midem bulanıyor kokudan.

Güzel kokan bir kızın fotoğrafını getirin bana...

BEN HAKKINDA (Güncelleme)



Vücudum zayıf ve güçsüzdür. Boyum uzun, yüzüm kemikler gözükmeyecek şekilde hafiften dolgundur. Az hastalanırım ama hastalandığımda bu çok şiddetli olur. Ne çok güler, ne çok ağlarım. Soğukkanlıyımdır ama yeri geldiğinde; yani olaylar birbiri ardına istemediğim şekilde gelişirse hemen krize girebilecek bir yapıdayım.

Yirmi üç yaşıma kadar böyle yaşadım. Zamanın değerini daha iyi bilmeme neden olacak saç ve sakallarımda beyazlar kendini göstermeye başladı. Artık daha dikkatli ve verimli kullanmalıyım zamanı...

DEFTERİN İLK YAZISI

Her zaman olduğu gibi yeni bir deftere başlarken yine çok harika hissediyorum kendimi.

Psikolojim üst seviyede. "Yapamayacağım hiçbir şey yok, bütün engelleri aşabilirim" diyorum kendime.

Kalemim umutlu ve fedakar. Defterim kederinden kurtulan bir hasta gibi. Gözlerim çok keskin, kulaklarım müthiş işitiyor.

Her yeni başlangıçta olduğum gibi büyük büyük hayallerim var.

Hepsi, bu defterle kalemim arasındaki pozitif ilişkiye bağlıymış meğer. Kalemim de mutlu defterimde. Kelimeler kendini bu şenlik alanında gösterebilmek için sıraya dizilmiş durumdalar...

En önemlisi de ben, işte o ben de bu duruma bomba gibi hazırım. Yazın yağmuru başlasın...

Hayat yazılmaya başlasın.

Oyun yazılmaya başlasın...
Bu blogta yer alan yazılar üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan Ahmet Kaya'ya aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.